
Türkiye’deki Akıllı Şehir dünyasındaki niteliksel sıçrama oldukça net bir şekilde görülüyor ve NOVUSENS Akıllı Şehir Enstitüsü, geleceğe doğru atılan bu adımın arkasındaki ana organizasyonlardan biri konumunda. NOVUSENS liderleri, Türkiye’nin Açık Veri dünyasına ışık tutan bir makale paylaştı.
Akıllı Şehir kavramı, geçmişle kıyaslandığında Türkiye’de şu sıralar hızla evrilmekte ve büyük bir ilgi görmektedir. Bu durum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2019 yılının sonunda 2020-2023 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’nın ilan edilmesinden de kaynaklanmaktadır. Bu plan, Türkiye genelindeki belediyelerin akıllı şehir stratejilerini hazırlamalarına ve bunları hayata geçirmelerine destek olmayı ve rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. NOVUSENS olarak bizler, zengin akıllı şehir eğitim portföyümüz aracılığıyla şehirlerin kapasitelerini artırmalarına yardımcı oluyor ve akıllı şehir dönüşüm yolculuklarında onlara danışmanlık yapıyoruz.
Akıllı Şehirler bağlamında Türkiye’deki Açık Veri durumuna bakıldığında, Türkiye’de Açık Veri kavramının henüz başlangıç aşamasında olduğunu söylemek oldukça adil bir tespit olacaktır.
NOVUSENS Büyük Veri Enstitüsü olarak yakın zamanda, Birleşik Krallık Refah Fonu (UK Prosperity Fund) Geleceğin Şehirleri Programı¹ tarafından desteklenen “Türkiye’de Açık Veri ve Akıllı Şehirler” başlıklı bir proje yürüttük. Bu projenin amacı; yerel yönetimlerin farkındalığını ve kapasitesini artırarak açık veri yönetimi hizmet ve ürünlerine olan talebi artırmak, aynı zamanda iş birliklerini ve yeni iş fırsatlarını teşvik etmektir.
Çalışmamız büyük ölçüde belediye katılımcıları arasında uygulanmış olup, bu kesim toplam katılımcıların yaklaşık üçte ikisini oluşturmaktadır (detaylar için lütfen http://www.novusens.com/en/smart-city-institute-reports/ adresini ziyaret ediniz). Birleşik Krallık-Türkiye Açık Veri ve Akıllı Şehirler Projesi’nin sonuçları; açık veri projelerini hayata geçirmenin önündeki en büyük engelin “veri gizliliği ve KVKK (Türkiye’nin Genel Veri Koruma Yönetmeliği – GDPR uyarlaması) konusundaki şüpheler” olduğunu, diğer yasal konuların ise bir sorun olarak görülmediğini ortaya koymuştur.
Diğer yandan, Blockchain Türkiye Platformu’nun Açık Veri Raporu’na göre; açık verinin önünde spesifik bir engel bulunmamakla birlikte, özellikle lisanslama ve KVKK’nın açık veri perspektifinden değerlendirilmesi konusunda düzenlemeler yapılabilir. Raporda KVKK ile ilgili olarak ayrıca, açık veri uygulamaları kapsamında paylaşılan verilerin anonimleştirilmesi nedeniyle bu verilerin mutlaka kişisel veri kapsamına girmeyebileceği ve dolayısıyla ilgili KVKK yükümlülüklerinden muaf tutulabileceği belirtilmektedir. Bu durum, “veri gizliliği ve KVKK” zorluğuna ilişkin endişeler konusunda geliştirilmeye açık alanlar olduğunu ve bu konuya özel yapılacak çalışma/çalıştayların, belediyeler ve kamu kurumları arasında açık veriye geçişi hızlandırabileceğini göstermektedir.
Türkiye’deki açık veri uygulamalarının önündeki diğer temel zorluklar ise açık veri standartları ve yetkinliklerinin eksikliği ile bir açık veri ekosisteminin bulunmayışı olarak belirtilmiştir. Proje, yetkinlik eğitimi zorluğunu Açık Veri Enstitüsü’nün (ODI) “Bir Günde Açık Veri” (Open Data in a Day) eğitimiyle ele almış ve bu eğitimlerin yaygınlaştırılması için yerel kapasite oluşturulmuştur. Ayrıca, LinkedIn üzerinde “Open Data Community TR” (Açık Veri Topluluğu TR) adlı bir grup kurularak Türkiye’de bir açık veri ekosistemi oluşturma girişimi başlatılmıştır.
Projemizin, Açık Veri kullanmanın faydalarına ilişkin temel bulgularında; şeffaflığa katkı açık veri uygulamalarının en önemli faydası olarak gösterilmiştir. Hizmetlerin verimliliğini artırmak ve vatandaş katılımını sağlamak da potansiyel faydalar listesinin üst sıralarında yer almıştır. Akıllı şehir bileşenlerinden Yönetişim, Çevre, Mobilite ve Ekonomi, açık veri uygulamalarından en fazla yarar sağlayacak alanlar olarak algılanmıştır.
Araştırmamızın bir diğer önemli bulgusu ise katılımcıların kişisel verilerini paylaşmayı düşünüp düşünmeyeceklerine dair görüşleriydi. Verdikleri yanıtlar, uygun anonimleştirme teknikleriyle KVKK/GDPR kurallarına tam olarak riayet edilmesi şartıyla kişisel verilerini paylaşmayı düşünebileceklerini gösterdi. Kişisel verilerin paylaşılması için en önemli görülen gerekçeler şunlardır:
- Kamu hizmetlerine daha kolay erişim
- Şeffaflığa katkıda bulunmak
- Sosyal hizmetlerin (sağlık, eğitim gibi) kalitesini artırmak
- Çevre ve mobilite ile ilgili kullanımlar
Türkiye’de açık veri kavramı henüz emekleme aşamasında olsa da verilerini şimdiden kullanıma açan şehirler bulunmaktadır. Belediye bazında bakıldığında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi açık veri portalını 19 Ocak 2020’de, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ise 19 Haziran 2020’de hayata geçirmiştir. Araştırmamıza göre, katılımcıların yaklaşık üçte biri verilerini açmayı düşündüklerini belirtmiştir; bu nedenle yakında daha fazla belediyenin bu örnekleri takip etmesi muhtemeldir.
Araştırma çalışmamızda, açık veri projelerini gerçekleştirirken dikkate alınması gereken en kritik başarı faktörleri; açık veri potansiyeline dair farkındalığın artırılması ve teknik destek/eğitim sağlanması olarak belirlenmiştir. Açık verinin çözülmesine yardımcı olabileceği temel sorunların tespit edilmesi ve bu sorunların etrafında çözümler üretmek üzere ekosistemlerin kurulması da bu tür projelerin hayata geçirilmesinde önemli bir diğer faktör olarak kaydedilmiştir. Her iki faktör de açık veri projelerinin başarısını garantilemek için bu projelerin faydalarını ve hızlı kazanımlarını (quick wins) gösterme ihtiyacına işaret etmektedir.
Açık Veri Çalıştayı, açık veri projelerinin hayata geçirilmesini nasıl kolaylaştırılacağına dair de bazı ipuçları sağladı. Açık veri projelerinin faydalarının, KPI’lar (akıllı şehir bileşenlerine göre kategorize edilmiş anahtar performans göstergeleri) aracılığıyla sistematik olarak izlenmesi, faydaları genel kamuoyu için ölçülebilir ve görünür kılacaktır.
Açık veri alanında hizmet veren kuruluşların, aktif olarak açık veri üzerinde çalışan veya verilerini açmayı düşüren kurumlara yardımcı olabilmek için bir strateji ve yaklaşıma sahip olması gerektiğine inanıyoruz. NOVUSENS Büyük Veri Enstitüsü olarak amacımız, açık veri yoluyla şehirlerin gelişimine katkıda bulunmaktır.
Giderek daha fazla altyapı, şehir ve vatandaşlar için büyük değer taşıyabilecek verilerin toplanmasına olanak tanıyor. AB veri ekonomisinin 2020 yılına kadar 739 milyar Avro’ya ulaşmasının beklenmesi de bu potansiyelin altını çiziyor. ITIF’e göre Birleşik Krallık, G8 ülkeleri arasında Açık Veri Şartı’na (Open Data Charter) öncülük etmektedir.
Ancak, ODI’nin araştırmasının² da işaret ettiği gibi:
“… ‘akıllı şehirler’ dilinin bir pazarlama stratejisinden pek de öteye geçmediği; ‘açık’, ‘dijitalleşmiş’, ‘vatandaş odaklı’ vb. ifadelerin kullanılmasının ise daha arzulanır, anlamlı ve olumlu sonuçlar doğurduğu yaygın bir şekilde hissedilmektedir.”
Biz de Türkiye’de akıllı şehirler konusundaki yanlış anlaşılmalar nedeniyle benzer zorluklar yaşıyoruz; zira dönüşüm ve uygulamaların çoğu veri altyapısından yoksun ve bunları gerçekleştirmek için devasa miktarda yatırımlar harcanıyor. Benzer şekilde biz de sürdürülebilir şehirleri desteklemenin bir yolu olarak açık ve akıllı şehirleri savunuyoruz.
Şehirlerin açıklık yoluyla daha sürdürülebilir ve akıllı hale gelmesini desteklemek için atılması gereken sonraki adımların neler olduğu bize sıkça soruluyor. NOVUSENS Büyük Veri Enstitüsü liderleri olarak; mevcut ve gelecekteki zorluklara karşı hazırlıklı olma durumlarını geliştirmeyi hedefleyen ilgili belediyelere, devlet kurumlarına, STK’lara, akademilere ve girişimlere (startup) açık veri / akıllı şehir eğitimleri ve danışmanlığı vermeye devam etme konusunda istekli olduğumuzu belirtmek isteriz.
Teknoloji kullanımının dijital dönüşüm yolculuklarını kolaylaştıracağı, açıklık yoluyla sürdürülebilir ve akıllı şehirler haline gelmelerine yardımcı olmak amacıyla şehirlere çeşitli çalışmalar sunmaya devam edeceğiz.
Şehirlerin daha sürdürülebilir ve akıllı hale gelmesinin, ancak açıklıkla ve vatandaş katılımı ile teknolojinin etkin kullanımıyla mümkün olabileceğine, böylece “yeni normal”de vatandaşların yaşam kalitesinin artırılabileceğine inanıyoruz. Dünyadaki Amsterdam, Helsinki, Gdansk, Barselona, Tarragona, Hamburg gibi pek çok şehir bu dönüşüme çoktan başladı. Biz de bu yaklaşımı Türkiye’de ve yurt dışında yaygınlaştırmakta kararlıyız.